21 Nisan 2010 Çarşamba


ne istediğini bilmeyen bir kedi gibi dolanıyorum etrafta. ya da dondurmasını düşürmüş bir çocuk gibi-çocukluğunu düşürmüş bir çocuk. gençliğinde mükemmel anıları olmayacak bir geçkin olacağım ben. bir sıfatım var mı demiycem birden fazlası var. ama sıfatım sıfatsızlığım olmasın, bunu istemem. insanın hayalleri vardır. amaçları hayallerinden ötürü gelmektedir. ama eğer ki o hayal amaca dönüştürülmek istenecek kadar güçlü değilse, yeterince değerli de değildir. hayallerim olup olmadığına dair zihnimi zorluyorum şimdilerde. benim düşüncelerim var, olsa huzurumu sağlayacak olanlar. keşkelerim var benim. bir kaç düş parçası. insan benliğini değiştiremez, hayallerini değiştirebilir. ama hayalleri benliğinden öteye gitmektedir, ya da gitmemektedir. giderse hayal amaç olur, gitmezse yerinde seker durursun. bir de güç vardır. hayalin bir amaca dönüştüğünde bunu karşılayabilecek bir güç gerekmektedir. eğer bu güç yok ise yaratırsın. belki benliğinin duvarları genişler ama sen aynı kalırsın. bir yerde pes edersin. o yer benliğinin gücüyle alakalıdır, senin yarattığınla değil. belki benliğini çoğu ölçüde sen yaratırsın, ama ailen yönlendirir, çevren. bu durumda tam anlamıyla sorumlu sayılmazsın. eğer hayalin varsa mesela, ve gücün, hayalin neden amaç olmasın? eğer hayalin varsa, ama amacın olmuyorsa, yeterince güçlü değilsin. eğer gücün yoksa ve yaratabiliyorsan, sabredebildiğin yere gidersin.eğer hayalin yoksa hiçbirşeyin yoktur, bu durumda zavallı olursun. ama eğer gücün varken hayalin yoksa, aptallığındır kusurun.
"hayalkırıklığı için, önce bir hayal lazım"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder